27 Eylül 2022 Salı
Acı Veren Hazlar Üzerine Bir Konuşma
19 Ağustos 2022 Cuma
Bundan Adam Olmaz yahut Adam Kime Denir?
Halk arasında, özellikle de kişilerin birincil ve ikincil ilişki içerisinde olduğu sosyal gruplarda başarısız olmuş ve "elle tutulur gözle görülür" bir fayda sahibi ol(a)mayan kimselere söylenegelen "Bundan adam olmaz!" cümlesi hepimizce malumdur. Belki de hayatımızın bir yerinde bu cümleye maruz kalmış olabiliriz, kim bilir? Bu, kimi yönleriyle haklı; ancak maksadı aşan bir ifadeyle ortaya konan bir serzeniştir. Fakat bir o kadar da sorumluluk bilincinden uzak, adam olmaklık vasfının hak ettiği anlamdan soyutlanmış bir cümledir. Bu sözün sahipleri nispeten haklıdırlar, çünkü kişiden beklenilen güzel hasletler ve toplumsal fayda sağlanamadığı için bu tepkiyi göstermek durumunda kalmışlardır. Haksızdırlar, çünkü kişinin maddi-manevi olumlu gelişimi ve topluma kazandırılması noktasında sorumluluk üstlenmemekte ve yalnızca karşısında duran probleme kınayıcı tutum ve davranışlarla tepki vermek suretiyle vicdan rahatlamakla yetinmektedirler. Başarısız olmuş bireyin bu durumunun analizi yapılmadan, başarısızlığına yol açan nedenler belirlenmeden söylenecek her söz beyhudedir veya eksiktir.
Kişi kendisi, ailesi ve çevresiyle bütünlük arz eden bir varlık sahasında yaşamaktadır. Bu çevre ferdin kişilik yapısının oluşumunda büyük etkilere sahiptir. Dil ve düşünce dünyası bu çevrenin etkileriyle oluşmaktadır. Değer yargıları, estetik anlayışı ve daha birçok manevi olguyu sosyal gruplarla girdiği ilişkiler neticesinde kazanmaktadır. Yazılı-yazısız normlar vasıtasıyla içinde bulunduğu topluma uyumlu hale gelmektedir. İnsan, içine doğduğu sosyal ortam ve şartlar göz önünde bulundurularak uygun bir şekilde yetiştirilirse kendisinden bekleneni toplumuna verme olasılığı çok daha yüksektir. Fert, kısaca işaret edilen bu gelişme sürecine katılıp amacın hasıl olmasına uygun düşecek şekilde sürece dahil olursa, içinde bulunduğu toplumun sosyo-kültürel yapısına kolay entegre olabilir ve yukarıda bahsedilen adamlık profiline uygun bir gelişme seyredebilir. Üzerinde durduğumuz kavramla söyleyecek olursak, bu kişi için içine doğduğu toplumun adamlık kriterlerine göre “adam olmuş” denilebilir. Elbette bu adamlık olgusu toplumdan topluma değişiklik gösterebilir. Bir toplum için adam olan diğer toplum için olmayabilir. Bazı ortak erdemlere sahip olmak bütün toplumlarda geçerli sayılan bir adamlık kriteri olarak görülse bile, dönem dönem bu tür erdemlerin “düşük profilli” insanlara has özellikler olarak tasvir edilmesi, ortak bir adamlık tanımına ulaşmayı da zorlaştırabilmektedir. (Aşağı satırlarda bu konu nispeten detaylandırılacaktır.) Bugün yaşadığımız dünya maalesef böyle bir zamanı tecrübe etmektedir.
Peki her toplum adamlık kavramına aynı anlamı mı yüklemektedir? Yahut adamlık nedir? Durumu ters-yüz etmek niyetinde değilim. Fakat yaşanılan toplumlar ve bu toplumlarda kabul edilen ahlakilik/ahlaklı olmak kavramı arasındaki farklılıklara dikkat çekmeyi denemeye çalıştığımı ifade etmek isterim. Bir toplum düşünün. İnsan denilen varlığın kendi de dahil olmak üzere hiçbir varlığa karşı sorumluluk duygusunun olmadığı, insan bedenine ve yaşam hakkına saygının bulunmadığı, fahşanın ve münkerin toplumsal karakteri yansıttığı bir toplum... Tabiri caizse tamamen hayvani istek ve arzuların tatminiyle meşgul olunan bir toplum. Peki bu toplumda adamlık nedir? Adam kime denir? Diyebiliriz ki biz, bu toplumda adam olmak işini ancak yukarıda ifade ettiğimiz sufli halleri icra etmek suretiyle başarabileceğiz. Bu dairenin dışına çıktığımız zamansa, adam olmamak suçuyla karşı karşıya kalacağız. Yani erdemli insan için "senden adam olmaz!" damgasıyla yüzleşmek mecburiyeti ortaya çıkacak. Böyle bir toplumda iyilik namına ne varsa alay konusu edilecek, iyi insanlara aptal gözüyle bakılacak. Zamanla anormal kabul edilecekler, sözleri değersizleştirilecek ve kendi değerlerine göre yaşam hakkı dahi ellerinden alınabilecek. Ve böyle bir toplum günden güne çözülmeye, bozulup çürümeye doğru hızla “ilerleyecek”. İyilerin varlığı onların yok oluşuna engel olamayacak. Ancak iyilere kulak verilirse bu yok oluş yerini “yeniden doğum”a bırakabilecek. Ve buna, erdemsiz toplumun insanı karar verecek. Adamlığı, sufli/aşağı bir yaşam sürmeye bağlı gören erdemsiz toplumun insanları...
Yukarıda çok kabaca anlatılan olumsuz toplum örneğinin karşısında birde bu toplumla taban tabana zıtlık arz eden erdemliler topluluğu mevcuttur. Onlarda ise adamlık tekbir ilaha yani Allah Teâlâ'ya kulluk etmek, O'nun katından gönderilen adamlık dinine (İslam'a) inanmak ve Resulü Ekrem (s.a.s) aracılığıyla indirilen vahye uymak. O’nun rehberliğine ve önderliğine gönülden inanmak. Bu toplumda kişilerin "adam olmaz" ifadesine maruz bırakılmadığı ve toplumun salih kimseleri tarafından olumsuz hallerinin tedavisi için onlarla bizzat ilgi alaka geliştirdikleri, dertleriyle dertlendikleri, kınayıcı olmak yerine çözüm üretici bir anlayışa sahip oldukları şüphe götürmez bir gerçektir. Ve bu iş, yalnızca kamu kurum ve kuruluşlarının yahut sivil toplum kuruluşlarının işi olarak görülmemektedir. Her bir fert, kendi nefsi için istediği hayırlı özellikleri bir başkası için de istemekte ve bunun için gereken mücadeleyi gönülden ve kararlılıkla vermektedir. Bu işi bir iman borcu bilerek yerine getirmektedir. Böyle bir toplumda ahlaksızlık ve toplumsal kaos olayları yok denecek kadar da azdır. Fakat imtihan gereği bu zikredilen ve zikredilemeyen tüm olumsuzluklar var olmaya devam edecektir. Bu olgu ise elbette erdemli toplumun insanı için asla kötülük işlemeye bir mazeret değildir. Bilakis, iyiyi ortaya koymak için kötülükle mücadelenin ilahi bir vazife olduğunu bilir, erdemli toplumun erdemli insanı.
Peki insana “adam olmak” yolunda düşen vazifeler nelerdir? Öz bir şekilde söylemek gerekirse, tekbir ilâha yani Allah Teâlâ’ya kulluk etmek, indirdiği Kitap’a (Kur'an'a) uymak ve Resulü Ekrem’e (s.a.s) ittiba/tabi olmak. Sufli bir halden erdemli bir hale geçebilmek adına aşırı istek ve arzulara karşı cehd/mücadele etmek, nefsinin tüm heva ve heves çağrılarına karşı koymak. İşte o zaman adam olmaya doğru giden yolda yürümeye başlamış demektir insan! İşte o zaman eşrefi mahlukat tahtına doğru çıkan merdiven basamaklarına ilk adımı atmış ve ahiret meydanında, hesap yerinde alnına alçaklık/adam olamamak damgası vurulmaktan kurtulmaya dair ümit beslemeyi hak etmiş demektir.
Öyleyse ey insan, Adem ol! Yanlış yolda ısrarcı olma, hakikate dön. İblis’in ilahi rahmetten kovulmasına sebep olan yanlış yolda ısrarcı olma durumunu terk eyle. Bil ki İblis, senin apaçık düşmanındır. Ve senin de rahmetten kovulmanı istemekte, bu amaç için çalışmaktadır. Bu düşmana ancak vahye/Kur'an'a ve ebedi önderimiz Resulü Ekrem’in örnekliğine tabi olanlar karşı koyabilir. Öyleyse, Allah’ın ipine sımsıkı sarılıp doğruluk yolu üzerinde azim ve sebatla yürü!
Yol uzun ve çileli, vakit kısa, varış yeri ise selamettir. Bu selamete ancak Kur’an ve Resulü Ekrem’in eşsiz rehberliği temele alınarak varılabilir.
Selam ve dua ile...
30 Temmuz 2022 Cumartesi
İman Eden Yine İman Etsin
27 Haziran 2022 Pazartesi
Özden Kopuş ve Öze Dönüş
24 Mayıs 2022 Salı
Görünüyorum Öyleyse Varım!
22 Mayıs 2022 Pazar
Varımsız Yola Yolculuk
17 Nisan 2022 Pazar
Ruhun Zaferi yahut Bayağılığın Esaretinden Kurtuluş
18 Mart 2022 Cuma
Taze Çıkmış Hayatlar yahut Nasıl İstiyorlarsa Öyle Yaşa
4 Mart 2022 Cuma
Malcolm Yazıları II
21 Ocak 2022 Cuma
Zamana Ruhunu Verebilecek Miyiz?
21 Aralık 2021 Salı
İnsansızlaşan İnsanlık Halleri
Maddi Zamandan Metafizik Zamana Geçiş
Şeyler hakkında sorduğumuz sorular ya o şeyin mahiyeti ya da anlamı hakkındadır. Mahiyete dair sorular, bir şeyin ne olduğuyla ilgili olan o...
-
"Surete takılmak hamlık eseridir. Surete aldanma, öze bak sen." ...
-
Yaşıyoruz bu hayatı. Her birimiz farklı mecralarında akıp gidiyorsak da yaşadığımız hayat yine aynı hayattır. Böyle böyle ulanıyor hayatl...