18 Haziran 2023 Pazar

Maddi Zamandan Metafizik Zamana Geçiş

Şeyler hakkında sorduğumuz sorular ya o şeyin mahiyeti ya da anlamı hakkındadır. Mahiyete dair sorular, bir şeyin ne olduğuyla ilgili olan ontik sorulardır. Anlama dair olan sorular ise o şeyin varlığının anlamına, daha ziyade o şeyin diğer şeylerle olan ilişkisinde sahip olduğu anlama dönük olarak sorulan ontolojik sorulardır. Müslümanlık nedir, sorusu ile Müslüman olmanın anlamı nedir, soruları gerek soru gerekse de cevap açısından birbirinden farklılaşan sorulardır. İlk soruya genel anlamda bir Müslüman’ın Müslüman olmasını mümkün kılan özellikleri sıralamak suretiyle cevap verilebilir. İkinci sorunun cevabı ise birinci soruda olduğu gibi öyle bir çırpıda verilebilecek türden değildir. Elbette ikinci sorunun cevabı birinci soruyla bağlantılıdır. Ancak bir şeyin neliği hususundaki sorulara verilen cevaplar o şeyin varlık aleminde bulunduğu konuma işaret etmesi bakımından yeterli olmamaktadır. Şeylerin özelliklerini açıklamak, o şeylerin anlamına dair bir açıklama yapmak anlamına gelmemektedir. Tanım ve tarif, bir şeyi tanımak için yeterli olabilir; ancak o şeyin ontolojik anlamını açık etmesi bakımından tanım ve tarif, yeterli değildir. Biz, şeylerin anlamına vakıf olmak istiyorsak o şeyin kendinde varlığını ve diğer varlıklarla olan ilişkisini çözümlemek zorundayız. Şeylerin özüne, ontolojik anlamına ancak böyle ulaşabiliriz. İşte bu sebeple biz, bu denemede zamanın mahiyetinden ziyade anlamı üzerinde durmaya gayret edeceğiz. Maddi zamandan metafizik zamana geçişin imkanları üzerinde durmayı deneyeceğiz.
Zaman nedir, sorusu felsefi tartışmalarda oldukça geniş bir yer bulmuş, birçok filozof bu hususta çeşitli teoriler geliştirmiştir. Bizim buradaki amacımız, bir felsefi tartışma yapmak olmadığından anılan teorileri zikretmeyi gerekli bulmadık. Amacımız, zaman mefhumunun Kur’an’ın bazı ayetleri ve İslam dininin ibadetleri özelinde ve bilhassa Ramazan ayı ve oruç ibadeti merkeze alınarak zamanın ontolojik anlamının bir tahlilini gerçekleştirmektir.
Kur’an’da birçok ayette zaman ifadelerine dair yeminler bulunmaktadır. Güneşe, aya, sabaha, geceye, ikindi vaktine ve asra yemin edilmektedir. Allah’ın bir şey hakkında yemin etmesi, o şeyin önemini ortaya koyduğundan üzerinde durmayı gerektirmektedir. Zaman mefhumuna dair yapılan bu vurguların en önemli nedenlerinin başında ibadetlerin belirli zaman aralıklarında yapılmasıdır, denilebilir. Namaz, günde beş vakit olarak tayin edilmiş bir ibadettir. Kur’an’da bu husus şu ayetle ifade edilmektedir: “Kuşkusuz namaz, belirli vakitlerde müminler üzerine bir farzdır.” (Nisa, 103.) Bir Müslüman’ın günlük planını, namazlarını vaktinde kılabileceği şekilde yapması gerektiği buradan anlaşılmaktadır. Böylelikle maddi zamanın esiri olmamakta, günde beş vakit Allah’ın huzuruna çıkmak suretiyle maddi zamanın sınırlarını aşarak metafizik zamana geçiş yapabilmektedir. Elbette bu, namazı hakkıyla kılanlar için mümkün olmaktadır. Aynı şekilde hac belirli vakitlerde gerçekleştirilen ibadetlerdendir: “Hac, bilinen aylardadır.” (Bakara, 197.). İbadetlerin belirli zaman dilimlerinde yapılması, insanın varlığının anlamını, zamanın anlamlı kılınmasına bağlamaktadır. İnsan, zamana konu bir varlık olduğundan süreli ömrünü Allah’ın emir ve yasaklarını gözetmek suretiyle anlamlı kılabilir. Nitekim dünya, içinde insanı aldatan, ömrünü maddi zaman içerisinde yitip tüketecek şeylerle doludur. İnsanın bu dünyada, nefsi istek ve arzuların peşinde koşmak suretiyle anlamlandırdığı maddi zamandan, ancak Allah’ın emrettiği ölçülerde yaşayarak metafizik zamana geçebileceği açıktır. Bu metafizik zamanlardan bir diğeri ise Ramazan ayıdır. Ramazan ayı Kur’an’ın, Cebrail vasıtasıyla yeryüzüne inmeye başladığı çok feyizli, bereketli bir aydır. Bu ayda iman edenler, Allah’ın emrettiği orucu, tam bir ay boyunca tutarlar. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur'an'ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar.” (Bakara, 185.)
İnsanın maddi varlığını sürdürebilmesi için birtakım maddi sebeplere ihtiyacı olduğu gibi manevi varlığını sürdürebilmesi için de birtakım manevi sebeplere ihtiyacı vardır. İşte ibadetler bu manevi sebepleri oluşturur. Ramazan ayı özelinde ise oruç, imsak vaktinden iftara değin insanı maddi zamandan alıp metafizik bir zamanın içerisinde tutar. İnsanı hakikatten alıkoyan tüm maddi unsurlardan, dünyevi istek ve arzulardan alıkoyup asıl anlama, metafizik anlama ulaştırır, oruç. Böylelikle varlığı var edeni, varlığın devamlılığını sağlayanı, gücün ve hakimiyetin tek sahibini hatırlar. Baş döndürücü bir hızla dönen dünyadan, maddi zamanın tahakkümünden kurtulur, manaya, metafizik zamana erer, elbette hakkıyla oruç tutanlar…
Teravihlerle, Kur’an mukabeleleriyle ve itikaflarla sürer gider bu metafizik zaman. Ta ki bayrama değin bizimledir hep. Bayram sabahı ise yine bir başka metafizik zaman dilimidir. Cennette, müminlerin hep birlikte cennet nimetleriyle birlikte sevinip sonsuz saadete ermelerinin yeryüzündeki provasıdır. Ramazan şuurunu hep diri tutanlar için metafizik zaman, hep sürer gider. Maddi olandan korur kollar onu. Dünya kirinden, bataklığından emin kılar kişiyi. Hülasa, meleklerin zamanına, aşkın varlıkların alemine taşır onu. Bedenen dünyalı, ruhen öte dünyalı kılar kişiyi. İşte bu, ölmeden önce, ruhlarını temizleyerek ölenlerin mertebesidir. Ne mutlu onlara!
Bu ay, Kur’an ayıdır. Kur’an ise Allah’ın, yeryüzünde insanlar eliyle tesis etmek istediği ilahi imarın projesidir. Mü’minler, Kur’an’ı bir hayat kitabı gözüyle okuduklarında, anlayıp yaşadıklarında bu proje hayata geçecektir. Bugün şikayetçi olduğumuz her ne varsa, çözümü şahsiyetlerimizi vahiyle kazanmak, yaşamın her alanında vahyi tesis etmekle mümkün olacaktır. İslam, acizlik dini değildir. Şikâyet etme ve miskinlik dini de değildir. Kâinatın yegane Rabbi’nin gönderdiği dine mensup olanlar, acizliği karakter bellemeyeceklerdir. O, maddi zamana esir olmuş, metafizik zamandan nasibi olmayanların işidir. Öyleyse biz, maddi zamanın esaretinden kurtulabilmek için metafizik zamana geçişin kapısını ibadeti yalnızca Allah’a has kılarak açmalıyız. Namazın, orucun ve diğer tüm ibadetlerin ontolojik anlamını kavrayarak, gerçek müminler olmalıyız. Bugün hala nefes alıp veriyorsak ve bir Ramazan’a daha ulaştırıldıysak bu, boşuna değildir. Yazımı üstad Necip Fazıl’ın bir şiiriyle bitiriyorum. Ramazanımız maddi zamanın prangalarını kırıp metafizik zamanın manevi iklimine kavuştuğumuz ve bu iklimi ecel gelinceye dek sürdürebilmemizin vesilesi olsun. Selam ve dua ile…
Nedir zaman, nedir?
Bir su mu, bir kuş mu?
Nedir zaman, nedir?
İniş mi, yokuş mu?
Bir sese benziyor;
Arkanız hep zifir!
Bir sese benziyor;
Önünüz tüm kabir!
Belki de bir hırsız;
İzi, lekesi var.
Belki de bir hırsız;
O yok, gölgesi var.
Annesi azabın,
Sonsuzluk, şarkısı.
Annesi azabın,
Cinnetin tıpkısı.
İçimde bir nokta;
Dönüyor aleve.
İçimde bir nokta;
Beynimde bir güve.
Akrep ve yelkovan,
Varlığın nabzında.
Akrep ve yelkovan,
Yokluğun ağzında.
Zamanın çarkları,
Sizi yürütüyor!
Zamanın çarkları,
Beni öğütüyor.
Zaman her yerde ve
Her şeyin içinde.
Zaman her yerde ve
Acem'de ve Çin'de.
Kime kaçsam ondan;
Ha yakın, ha ırak?
Kime kaçsam ondan;
Ya sema ya toprak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Maddi Zamandan Metafizik Zamana Geçiş

Şeyler hakkında sorduğumuz sorular ya o şeyin mahiyeti ya da anlamı hakkındadır. Mahiyete dair sorular, bir şeyin ne olduğuyla ilgili olan o...