30 Temmuz 2022 Cumartesi
İman Eden Yine İman Etsin
27 Haziran 2022 Pazartesi
Özden Kopuş ve Öze Dönüş
24 Mayıs 2022 Salı
Görünüyorum Öyleyse Varım!
22 Mayıs 2022 Pazar
Varımsız Yola Yolculuk
17 Nisan 2022 Pazar
Ruhun Zaferi yahut Bayağılığın Esaretinden Kurtuluş
18 Mart 2022 Cuma
Taze Çıkmış Hayatlar yahut Nasıl İstiyorlarsa Öyle Yaşa
4 Mart 2022 Cuma
Malcolm Yazıları II
21 Ocak 2022 Cuma
Zamana Ruhunu Verebilecek Miyiz?
21 Aralık 2021 Salı
İnsansızlaşan İnsanlık Halleri
23 Ekim 2021 Cumartesi
Surete Takılan Gözün Ruhuma Yaşattığı Sancılar
25 Eylül 2021 Cumartesi
Zamanın Kötülüğü Üzerine Bir Deneme
Efendimiz (s.a.s) bazı hadis rivayetlerinde "ahir zaman"dan haber vermiş ve bu zamanın olumsuz özelliklerine vurgular yapmıştır. Hadisleri okuyanlar için akla gelen ilk soru genellikle “ne zamandır şu ahir zaman?" olabilmektedir. Oysa anlama dönük olarak sorulması gereken ilk soru şöyle olsa gerektir: Nedir şu "ahir zaman?". İlgili rivayetleri Kur'an-ı Kerim'de müstakil bir sure olan, ahir zaman olgusunu anlamak ve anlamlandırmak için başvuracağımız Asr suresi ile birlikte yorumlamak, maksadımız açısından daha anlamlı sonuçlara ulaşmamızı sağlayacaktır diye ümit ediyorum.
Rahman, Rahim olan Allah'ın adıyla,
1- Asr´a yemin olsun ki,
2- insan mutlaka bir ziyandadır.
3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.
Peki, Asr suresinin ayetleri hangi olgularla beraber düşünüldüğünde bizlere ahir zaman hadisini anlamlandırma konusunda yardımcı olabilir? Asra and içmek acaba yalnızca bir zaman vurgusu mudur? Ya da yalnızca ayetin indiği dönemle mi kayıtlıdır?
Asra and olsun ayetiyle ilgili olarak “her yeni asra, yüz yıla, içinde yaşanılan ve gelecek olan yüzyıla/asra yemin olsun, her insan topluluğunun içinde bulunduğu zamana and olsun” şeklinde bir yorum yapmak, ayetin kapsayıcılığına daha uygun düşmektedir, diyebilirim. Ayette, aslında her asır için geçerli olabilecek bir tablo gösterilmekte ve her yüzyılda insanlığın nasıl bir içtimai/toplumsal görüntü sergilediği ve sergileyebileceği ifade edilmektedir.
İnsanlık, yüzyıl içerisinde bir başlangıçtan bir sona doğru seyreden, toplumsal yapının sürekli olarak değişime uğradığı bir görüntü arz etmektedir. Sağlıklı bir yapıya sahip olan toplum/lar, bu yapılarını muhafaza edecek dinamikleri kaybetmeye başladıklarında zaman içerisinde gittikçe çözülmekte, ahlaki erozyonların baş göstermesiyle birlikte “ahir zaman“ ortamına doğru evrilmektedirler.
Dönelim hadis rivayetlerinde bahsi konu olan “ahir zaman" olgusuna. Ahir zaman olgusu, Asr suresiyle birlikte anlaşılmaya çalışıldığında, aslında ahir zaman kavramının her çağın sonu yani dinden uzaklaşma, ahlaki erozyon ve bunların sonucu olan sosyal yaşamda kaos, huzursuzluk, suç oranlarında artış, sosyal ve psikolojik dengesizlikler vb. türünden bozulma durumlarını ihtiva ettiği söylenebilir. Ahir zaman kavramını büyük kıyametin habercisi olarak yorumlayan alimlerimiz olduğu gibi, her toplumun kendi kıyametinin alameti olarak da değerlendirilebilir. Meselenin Kelam ilmine taalluk eden taraflarını ilgili eserlerden okumak mümkündür. Ben burada, mezkur olgunun bilhassa toplumsal yönüne dikkat çekmeye gayret ediyorum.
Esasında toplumlar nesiller üzerinden varlıklarını sürdürmektedirler. Her toplumun kendi yapısını oluşturan maddi-manevi kültür öğeleri, o toplumun nesilleri aracılığıyla geleceğe tevarüs ettirilmektedir. Yozlaşmaya başlayan toplumlarda bu süreç sekteye uğramakta, nesiller bu görevi ifa edemedikleri için toplum yabancılaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tehlikeye maruz kalan toplumlar bir müddet karşı mücadele verseler de neticede zamanla güçleri tükenmekte ve ardından gelecek güçlü bir nesil savunması olmadığı için toplumsal yapı değişmekte ve yerini başka kültür ve menfi değerler sistemine bırakmak mecburiyetinde kalmaktadır. Bu durum bireysel yaşamdan aile kurumuna, oradan da diğer ilişki ağlarına sıçramak suretiyle toplumda var olan müspet gelenekleri teker teker aşındırmaya başlamakta, yerini menfi anlayış ve değerlere bırakmaktadır. İşte bu değer temelli yapısal değişiklikler, bir süre sonra toplum tarafından kanıksanarak, kendilerine karşı mukavemetin gerekliliği de beyhude görülmeye başlanmaktadır. Ve neticede toplumsal değerler yok olmakta, toplum kendi kıyametini yine kendisi çağırmaktadır.
Böylece asrın sonuna doğru toplumsal yapı çatırdamakta ve çöküşü kaçınılmaz olmaktadır. İlâhi hakikatlerden uzaklaşan ve onun ilkelerinden yüz çeviren topluluklar bu acı akıbetle yüzleşmek durumundadır. Çünkü Allah'ın yeryüzüne koyduğu toplumsal yasalarda bir değişme söz konusu değildir. Her kim adalet ve ahlak üzerine kurulan ilahi sistemi toplumuna hakim kılar; yaşam o toplum için kolaylaşır ve adalet hakim olur. Her kimde bu yasalardan uzaklaşarak Allah ve Rasulü’ne (s.a.s) rağmen kendi değerler sistemini tesis etmek ister; er ya da geç çözülmeye ve yok oluşa doğru gitmek durumunda kalacaktır.
Her eserin bir ustası vardır. O eseri en iyi tanıyan ve o esere en uygun standartları ve kullanma kılavuzunu belirleyen de yine onu yapan ustasıdır. Bu kainatın yaratıcısı Allah'tır ve bu kainat O'nun eseridir. Dünyada huzur ve barış içerisinde yaşayabilmenin anahtarı vahye dayalı bir sistem kurmakla mümkün olur. Yine bu sistemi Rasulullah (s.a.s) rehberliğinde inşa etmek, kılavuzu doğru uygulayabilmenin yegane ölçüsüdür. İşte o zaman insanlık karanlıklardan aydınlığa çıkacak ve dünyada insan, hayvan, bitki ve en genel anlamıyla var olan her varlık için adalet, huzur ve güven hakim olacaktır.
Unutmayalım ki bu cihan bir imtihan sahasıdır. Hak ve batılın zıt kutuplu medeniyet savaşı kıyamete dek sürecektir. Zafer elbetteki hakka tabi olanların olacaktır.
"İman edenler Allah yolunda; inkar edenler ise şeytani güçler yolunda savaşırlar." (Nisa/76) ayeti gereğince bir duruş sahibi olmak ve hangi değer ile kıymet bulmak tercihi, insanın varoluş gayesinin en önemli sebeplerindendir. Adem'in tutum ve davranışları mı, İblis'in tutum ve davranışları mı? Tercihler ve doğuracağı sonuçlar bellidir. Allah’ın razı olduğu yol elbetteki apaçıktır. Kur'an'ın ve sünnetin yolu...
İnsanlığın yeni bir yüzyılın ilk çeyreğini doldurmak üzere olduğu, sosyal, psikolojik, siyasal, ekonomik ve bunların tamamının temelinde var olan ve en büyük problem olarak görülmesi gereken metafizik bir buhranı yaşadığı şu günlerde, denememizin okurumuza ve ulaştığı her bir ferde varoluşunu yeniden düşünme; Allah’a ve bizler için gönderdiği ilahi kelamı olan Kur’an’a dönerek, objektif bir perspektifle yeniden bir okuma yapmasına vesile olmasını umuyorum. Anlam olmadan hayat yaşanmaz. Ve hayatın, kendisi uğrunda yaşanmaya değecek olan “anlam” ise, bizi geçici olan şeylerin tutsaklığından kurtarıp, ebedi olanla özgürleştirecek olandır.
Selam iyilik, huzur ve esenlik yoluna uygun olarak yaşam sürenlerin üzerine olsun!
En doğruyu bilen yalnızca Allah'tır!
Maddi Zamandan Metafizik Zamana Geçiş
Şeyler hakkında sorduğumuz sorular ya o şeyin mahiyeti ya da anlamı hakkındadır. Mahiyete dair sorular, bir şeyin ne olduğuyla ilgili olan o...
-
"Surete takılmak hamlık eseridir. Surete aldanma, öze bak sen." ...
-
Yaşıyoruz bu hayatı. Her birimiz farklı mecralarında akıp gidiyorsak da yaşadığımız hayat yine aynı hayattır. Böyle böyle ulanıyor hayatl...