5 Nisan 2023 Çarşamba

Afet ve Kriz Dönemlerinde Toplumsal Dayanışmanın Önemi ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Toplumsal Dayanışmaya Katkıları

6 Şubat 2023 tarihinde şiddeti 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde olan, 9 saat arayla meydana gelen, merkez üsleri Pazarcık ve Elbistan olan ve 10 ilde yıkımlar meydana getirip bazı çevre illerde de ciddi sarsıntılara yol açan iki büyük depremle ülkece sarsıldık. Asrın felaketi olarak nitelendirilen bu depremlerde on binlerce canımızı ebediyete uğurladık, mekanları cennet olsun. Şehirlerimiz neredeyse yok oldu, sosyal yaşamın devam etmesini imkânsız kılacak şekilde viraneye dönüştü. Hayaller, umutlar, planlar geride acıları, hüzünleri ve özlemleri bırakarak çekip gittiler. Geride kalanlar ise büyük bir acı, keder ve şaşkınlıkla bekliyordu, uzanacak bir yardım elini…

Bir toplumun, gerçek bir toplum olabilmesinin birçok göstergeleri bulunmaktadır. Ortak bir yaşantıya sahip olmak ve bu yaşantının gerektirdiği tarzda ortak bir mücadele verebilme kabiliyetine haiz olmak ise en temel ilke, en bariz göstergelerdendir. Toplumlar, yaşam boyunca birçok olayla karşı karşıya kalmakta ve toplumsal ölçekte sınanmaktadırlar. Kıtlık, savaş, hastalık, psiko-sosyal kaos, ekonomik ve siyasi buhranlar ve doğal ya da yapay afetler bu toplumsal sınanmalardandır. Bu tür sınanmalar toplumsal ölçekte gerçekleştiğinde etki boyutları bireysel olmaktan çıkar ve bütün bir toplumu etkisi altına alır. Çocuk yaşlı, erkek kadın, zengin gariban, imtiyaz sahibi olan veya olmayan her kim varsa toplumsal sınanmalardan -düzeyleri farklılaşabilmekle birlikte- etkilenmektedir.     

      Başa geldiği zaman hiçbir ayrım yapmaksızın her bir ferdi etkisi altına alan olgulardan birisi de doğal afetlerdir. Ülkemizde yaşanan iki büyük depremin bu türden bir olgu olduğunu ifade etmeye hacet olmadığı açıktır. Şehirleri büyük yıkımlara, can ve mal kayıplarına uğratan, sosyal hayatı felç eden, bireysel ve toplumsal travmalara yol açan, bazı illerde neredeyse şehir merkezlerini yok edecek düzeyde yıkımlar oluşturan “asrın afetiydi” yaşadığımız. İletişim ve ulaşım alt yapısının çökmesi, bazı bölgelerde planlanan müdahale süreçlerini akamete uğrattı ve afet bölgesinde yaşayan insanlar büyük mağduriyetler yaşadı. Elbette önce depremin yaşandığı bölgede enkaz altında kalmaktan kurtulan veya depremin ilk anlarında enkazdan kendi çabalarıyla kurtulmayı başaran insanlar, yine kendi imkan ve kabiliyetleri ölçüsünde enkaz altında kalan yakınlarını, komşularını veya tanımadıkları insanları ortak yaşantı paydasının bir gereği olarak kurtarmak için üstün bir çaba gösterdiler. Allah hepsinden razı olsun.

      Depremin ilk günlerinden itibaren, afetin açtığı yaraları sarmak, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak, yalnız olmadıklarını hissettirmek ve acılarını hafifletmek için afet bölgesinde canını dişine takarak çalışan birileri daha vardı: Sivil Toplum Kuruluşları. Her birinin ismini tek tek sayamayacağım; ancak görebildiğimiz her bölgede varlıklarına şahit olduğumuz onlarca STK… Kimileri arama-kurtarma çalışmalarıyla, kimileri aşevleriyle, kimileri lojistik desteğiyle, kimileri çadır ve konteyner ihtiyacını karşılamakla, kimileri manevi, psiko-sosyal destek hizmetleriyle, kimileriyse çocukları neşelendirmek, depremin travmatik izlerini ruhlarına kazınmadan söküp atmak işiyle can siperane çalışmaktaydılar ve hala bu hizmetleri vermeye devam ediyorlar.

      Sivil toplum kuruluşlarının güçlü olduğu bir toplumda, sosyal dayanışmanın niteliği artmaktadır. Yaşadığımız örnekler bizlere bunu göstermektedir. Din, dil, mezhep ve statü ayrımı yapmaksızın her bir ferde “niyesiz” destek olan kuruluşlardır, STK’lar. Hüzünleri hafifleten, acılara merhem olan, mahzun gönüllere su serpen, umutları yeşerten ve güçlü yarınları devletçe ve milletçe inşa edebilmenin güçlü ortaklarıdır, onlar. Biz, bu ifadelerimizi bir niyet belirtmek için ya da spekülasyon kabilinden şeyler olarak söylememekteyiz. Bizzat bölgede bulunmuş, Hatay’ı, Gaziantep’i, Kahramanmaraş’ı, Adıyaman’ı ve Malatya’yı tecrübe etmiş, bölgeyi görmüş ve orada bulunan afetzedelerle görüşmüş insanlar olarak, şahit olduklarımızı göz önünde bulundurarak gerçekleri ifade etmeye gayret etmekteyiz. Devletin, milletin ve milletin infaklarıyla ve sadakalarıyla, STK’larda karşılıksız olarak çalışan gönüllülerin terleriyle organize edilen çalışmalara karşı nasıl bir memnuniyet ve minnet duygusuyla karşılık verdiklerine şahidiz. Bölgeye giden, oradaki çalışmalara şahit olan ve afetzedelerle görüşen herkesin aynı kanaate sahip olduğuna da inanıyoruz. 

      Yaşadığımız bu büyük afetle birlikte bir kez daha gördük ki afet ve kriz anlarında, büyük felaketlerin yaşandığı dönemlerde bireylerin ve büyük organizasyonların baş etmede zorlandığı bu tür felaket durumlarında STK’lar can simidi vazifesi görmektedir. Yaşanan felaketlerin toplumsal bütünleşmeyi çözülmeye doğru götürmesi olasılığı oldukça büyük bir olasılık olduğundan, bu tür kurum ve kuruluşların afet bölgelerinde gerçekleştirdiği bütün organizasyonlar oldukça hayatidir. Arama-kurtarmadan, temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasına, manevi destekten psiko-sosyal desteğe varıncaya kadar hemen her alanda hizmet veren STK’ların sosyal çözülmeye karşı bir sosyal çimento görevi icra ettiğini bir kez daha ifade edelim. Bu kuruluşların güçlü ve etkin bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için desteklerimizi daimî kılalım. Allah bizlere tekrar böyle bir afet yaşatmasın.

      Depremin yaralarının sarılmaya devam edilmesi, yaşanan acıların sosyal travmaya dönüşmemesi, hayatın tüm boyutlarıyla normalleşmesi için çalışmaların süreğen olması gerekmektedir. Bu açıdan, devlet kurumlarının çaba ve gayretlerinin yanı sıra depremin ilk günlerinden itibaren üstün bir gayretle bölgede bulunan STK’ların çalışmaları da hayati önemdedir. Bu bakımdan gerek bu tür kuruluşlara gönüllü olmak gerekse maddi-manevi desteklerimizi sürekli kılmak suretiyle afet bölgelerinin hızla ayağa kaldırılması, yaşamın bütün boyutlarıyla yeniden normalleşebilmesi için yapılan çalışmalara desteğimizi sürdürelim. Sosyal dayanışmaya katkı sağlayalım. Unutmayalım, bir olursak başarırız. Manipülasyonlara ve algı yönetimlerine kapılırsak eğer, çözülürüz ve dağılırız.  Merhum Mehmet Akif Ersoy’un da dediği gibi: 

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremezToplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”

      Depremlerde ebediyete irtihal eden bütün canlarımıza yüce Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyor, necip ve aziz milletimize baş sağlığı niyaz ediyorum. 

      Selam ve dua ile…  

Maddi Zamandan Metafizik Zamana Geçiş

Şeyler hakkında sorduğumuz sorular ya o şeyin mahiyeti ya da anlamı hakkındadır. Mahiyete dair sorular, bir şeyin ne olduğuyla ilgili olan o...