27 Haziran 2022 Pazartesi

Özden Kopuş ve Öze Dönüş

    İnsan, eşrefi mahlukattır. İnsanın yaratılışı bu hakikat üzere başlar ve nihai olarak yine bu amacı gerçekleştirmek için devam eder. Ortalama bir insan ömrü, bu amacın tamam olması için yeterlidir. Bir insana yeterli bir ömür verilmişse eğer onun hakikat yolunda olgunlaşamaması kendi suçudur, ihmalidir. Özünde var olana uygun düşünmüyor, yapıp etmiyorsa kendi dışında başka bir suçlu aramamalıdır. Allah’ın ilminde ezeli ebedi var olan insan hakikati değişmeyeceğine göre insanın insan olabilmesi ve insan kalabilmesi için bu hakikate erişmesi gerekmektedir. Şeytani zihniyete sahip olanlar bu hakikati değiştirmek veya üzerini örtmek için bütün yolları deneyecektir. Ancak onların tuzakları, hakikati yok etmeye dönük çaba ve gayretleri ne kadar büyük olursa olsun Allah’ın ezeli ebedi hikmet ve kudreti karşısında mağlup olmaya mahkumdur. Bu mahkum oluşa rağmen insanın oturup beklemesi, işini gayretsiz ve çabasız Allah'a havale etmesi yaraşır değildir. “Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).” İbrahim, 46.  
   Bitki nasıl bitki olmanın gerektirdiği şekliyle varsa, hayvan nasıl ki hayvan olmaklığın dışına çıkamıyorsa, insanın da insan olmak gayesine uygun bir şekilde düşünüp eylemesi gerekir. Ancak fark, insanın "akıl" ve "irade" sahibi olmasıdır ki bu, insanı diğer bilinen bütün varlık türlerinden ayırmaktadır. İnsan, bitkiler gibi büyür, beslenir ve ürer. Hayvanlar gibi idrak eder, harekete geçer. Ancak insan yalnızca insana mahsus "ahlak" ve "ilim" özellikleriyle insan olur. Bu iki ana özelliği ile bitki ve hayvandan farklı, eşref bir konuma sahip olabilir. Elbette kendinde varlığı söz konusu olduğunda beşeri kudretin çok ötesinde ve mukayese kabul etmeyecek yücelikteki sonsuz kudretin eseri olan bitkiler ve hayvanlar da mükemmel varlıklardır. Çünkü mükemmel olanın yaratması ve yarattığı da mükemmeldir. Bu mükemmellik varlıkların bizatihi yani kendi özlerinden dolayı değil; Allah’ın onları eşsiz bir yaratma ile yaratması sebebiyledir. Çünkü hiçbir canlı-cansız kendi zatını var etmeye muktedir değildir. Bu ancak kudreti sonsuz olanın var etmesiyle mümkündür. Dolayısıyla insan, diğer canlı türlerinden farklılaşan ahlak ve ilim yönüne Ekmel Varlık olan Allah Teâlâ’nın var etmesiyle sahip olabilir. Bu iki vasıf her insanda potansiyel olarak vardır; ancak ortaya çıkması yüksek bir azim ve çabaya bağlıdır. İnsanın erdemli ve bilge bir konuma erişmesini sağlayacak olan beşeri çaba ancak ilahi bir ihsan ile tamam olur. Bu ise söz ile ifade edilmeyecek kadar şahsi bir olgudur, bunu ancak tecrübe eden bilebilir. Belki bu ihsana erişmek zordur; ancak erişenlere bakarak imkansız olmadığına ikna olunabilir. Eğer insan olmak hakikatine ermek bizim asli işimizse -ki böyledir- ihsana erme işi gerekli çabayı ortaya koyanlar için gerçek olacaktır. Çünkü Allah vaadinden dönmez. 
   Her insan, kötü bir fiil işlemeye yöneldiğinde içinden bir uyarıcı tarafından ikaz edilir. Kimileri bu ikaz ediciye kulak verip kötü fiili işlemekten vaz geçer, kimileri ise vicdanının sesini bastırıp o kötülüğü işler. Sonra o kötülüğün işlenmesinin ardından insanı kınayan bir başka ses duyulur yine iç alemden... Kimileri bu kınayıcıya hak verip hatasını anlayıp pişman olur ve tövbe eder, kimileri ise kulak asmaz ona ve kötülüklerine kötülük ekler. Saf varlığına günah kiri ekleyerek bozulmaya başlar. Sonra hakikatin özünden uzaklaşır ve artık onu duyamayacak kadar sağır olur. Kalbi kararır, aklı körelir, vicdanı sağır olur. Böylesine “hayvandan aşağı” der, yüce Kur’an:
 “Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.” A’raf, 179
   Peki günah bataklığına saplanarak özden kopan için bu öze dönüş yolu yeniden açılır mı? Yeniden eşrefi mahluk olma payesine erişebilir mi hayvandan aşağı olan(lar)? Hayvanların dahi yapmadığı pislikleri yapan, çirkin fiilleri işleyen bu mahluk, yeryüzünü yaşanmaz kılan bu aşağılara yuvarlanan yaratık yeniden Allah’ın halifesi olmak şerefine ulaşabilir mi? 
   Sözlerime yüce Kur’an’dan iki ayet meali ile son vermek istiyorum. 
“Allah'ın, gönlünü İslam'a açtığı kimse, Rabb'inden bir ışık üzerinde olmaz mı? Öyleyse Allah'ın öğütlerine karşı kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte onlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler.”
Zümer, 22
“Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?” Kamer, 17
   Tüm uyarılara rağmen hakikate dönmeyi iradi bir şekilde reddedenler için dönüş yolu ilahi adalet uyarınca kapanmıştır. O yolun açılması ise ancak Allah’ın bir rahmeti ve hikmeti uyarınca mümkün olabilir. Allah kullarına gerek kendi içlerinde (hata işlediğinde nefsinin onu kınaması, vicdanının onu rahatsız etmesi, kendine kızan bir iç sesin varlığı, aklın yanlış fiile karşı onu uyarması) ve dış dünyada var olan uyarıcılar vasıtasıyla hakikati hatırlatmaktadır. Vahiy gerçeği bunun en zirve noktasıdır. Gafillerin uyandırılması ve hakikat yoluna çevrilmesi için ilk insan -ki o ilk peygamberdir de- var olduğundan son peygamber gönderilinceye kadar ilahi mesaj insanlığı aydınlatmış olup Kur’ân-ı Kerim ile kıyamete dek aydınlatmaya da devam edecektir. 
   Özden kopan için öze dönüş, samimi bir şekilde özünü Allah’a teslim etmeyi istedikten sonra bittabi mümkündür. Görmek için bakmak gerekir. Bakan görür, gören bilir. Bilen ise bilmeyen gibi değildir. 
Cevaplar, arayanlar için açıktır. Öze dönüş için Öz’e; Kur’an ve Resulü Ekrem’in eşsiz rehberliğine dönmek gerekmektedir. Çünkü O, ahiret hayatının sonsuz mutluluğuna erişmek isteyenler için biricik örnektir. 

Selam ve dua ile... 

Maddi Zamandan Metafizik Zamana Geçiş

Şeyler hakkında sorduğumuz sorular ya o şeyin mahiyeti ya da anlamı hakkındadır. Mahiyete dair sorular, bir şeyin ne olduğuyla ilgili olan o...